ana sayfa l  ankara l  istanbul l  adana

Hizmetlerimiz

Çeviri Dilleri

Almanya Vize İşlemleri

Faydalı Bilgiler

Çeviri Linkleri

Almanya Federal Cumhuriyeti

Almanya Federal Cumhuriyeti ya da kısaca Almanya (Almanca: Bundesrepublik Deutschland) orta batı Avrupa’da devlet. Kuzeyinde Kuzey Denizi, Danimarka, Baltık Denizi, doğusunda Polonya ve Çek Cumhuriyeti, batısında Lüksemburg, Belçika, Hollanda, Fransa ve güneyinde Avusturya ve İsviçre bulunur.
Almanya, 16 eyaletten oluşan federal bir devlettir. Başkent ve hükümet merkezi Berlin’de bulunmaktadır. Ulusal birlik 1871 Fransa-Prusya Savaşı sonrası sağlanmıştır. II.Dünya Savaşı sonrası Doğu Almanya ve Batı Almanya olarak ikiye bölünen ülke 1990′da tekrar birleşmiştir. Almanya,Avrupa Birliği’nin kurucu ülkelerindendir ve 82 milyondan fazla nüfusu ile Avrupa Birliği’nin en kalabalık ülkesidir.

Coğrafya

Güneyde Alp Dağları’ndan (en yüksek noktası 2.962 m’lik Zugspitze) kuzeyde Kuzey Denizi ve Baltık Denizi’ne kadar uzanır. Ortadaki ormanlık alanlar ve batıdaki alçak alanlardan (en alçak noktası: Neuendorfer/Wilstermarsch -3,54 m) Avrupa’nın önemli akarsuları Ren, Tuna ve Elba geçer. Bu nehirler yüzyıl içinde nehirlerin ıslahı ve mükemmel kanal sistemi sonucu ülkeyi ağ gibi saran otoyollardan (Autobahn) sonra gelen en önemli nakliyat yollarıdır.
Almanya Federal Cumhuriyeti 16 eyaletten oluşur. Devlet sorumluluğu taşıyan bu eyaletlerin kısmen uzun bir geleneği vardır. Almanya her zaman çeşitli eyaletlerden oluşmuş, ancak haritası yüzyıllar boyunca sık sık değişikliğe uğramıştır.
Federe eyaletler, bugünkü şekilleriyle genel olarak 1945′ten sonra kurulmuşsa da, eski bölgesel ilişkiler ve tarihsel sınırlar kısmen dikkate alınmıştır.
Almanya (Federal Almanya Cumhuriyeti) 1990 yılında birleşinceye kadar 10, daha sonra Saar Bölgesi’nin 1 Ocak 1957′de tekrar ülkeye katılmasından sonra, batılı devletlerin (Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Fransa) işgal bölgelerinde kurulmuş olan 8 eyaletten oluşuyordu. Sovyet işgal bölgesinde de savaş sonrasında daha sonraki Demokratik Alman Cumhuriyeti (DDR) topraklarında 6 eyalet kuruldu. Ama bunlar 1952 yılında toplam 14 il haline getirildi. 18 Mart 1989′da yapılan ilk serbest seçimden sonra 5 federe eyaletin yeniden kurulması kararlaştırıldı. Bu eyaletler genellikle 1939′dan önceki şekillerini aldılar. 3 Ekim 1990′da DDR, dolayısıyla da Brandenburg, Mecklenburg-Vorpommern (Önpomeranya), Saksonya, Saksonya- Anhalt ve Thüringen Eyaletleri Almanya Federal Cumhuriyeti’ne katıldı. Doğu Berlin de Batı Berlin ile birleşmiştir:

Ekonomi

Almanya’nın tarihsel bir ekonomik gelişmesi vardır. Roma imparatorluğundan miras kalmış mükemmel bir yol düzeni, şehirlerde alt yapı ve kanalizasyon sistemleri, nehirlerin ve havzaların ıslah olması sonucu, mükemmel ve hızlı nehir nakliyatı, kömür havzalarının bulunup açılması,bütün bunlar buhar makinesinin icadından başlayarak bugüne kadar Avrupa’nın en başlı ülkesi durumuna getirmiştir. Ülkenin coğrafi konumu nedeni ile ticari ilişkileri pekleştirmiş. Ülkenin hammadde fakirliği sebebi ile işleyen, üreten sanayi yönelmiş. Fevkalade disiplinli eğitim sayesinde üstün eğitimli esnaf, usta ve mühendisler yetiştirilmiş. Ülke icatları ile ün yapmıştır. Dünya’da ilk sanayi standardını 9. yüzyılda sucuk, ekmek ve biraya (Reinheitsgebot) getirmişler ve bugün de geçerliliğini sürdürmektedir. 1. Dünya savaşı öncesi ağır sanayiye çok önem verildi. Thyssen, Krups, Mannesmann gibi ünlü şirketler dünya piyasasına hâkim oldular. İstanbul-Bağdat hattı da bu şirketlerin projeleridir. Siyasiden çok ekonomik nedenlerden çıkan 1. dünya savaşı sonucunda Almanya büyük hezimete uğramış; buna bağlı olarak ağır yaptırımlara maruz kalan Alman imparatorluğu iflas ederek yerini Weimarar Cumhuriyetine bırakmıştır.
Yine de bütün zorluklara karşın kıpırdayan Alman ekonomisi Nasyonal Sosyalistlerin hükümeti ele geçirmesi ile savaş sanayisinde korkunç dev adımlar atmaya başlar. Bu zaman içinde de ünlü Alman otoyolların (Autobahn) temelleri atılır. Bu gelişmeler savaşın getirdiği yıkılıma kadar sürer.
Alman Cumhuriyetinin demokratik yapıda tekrar kurulması ve Amerikan Marshall planının burada tutması sonucu ekonomi tekrar dirilir ve mucize yılları (Wirtschaftwunder) diye adlandırılan 50 yıllarında ülke eski ekonomik refahı tekrar yakalamaya başlar. Almanlar artık diğer ülkeleri yeni ekonomi anlayışı ve kaliteli sanayi ürünleri ile cezbetmeyi başarır. Bu arada ülkedeki işçi ihtiyacını yurtdışından getirilen önce Portekiz ve İtalyanlar ve sonrada Türk ve diğer menşeli insanlarla giderilmeye çalışılır. Bu 1974 de patlak veren enerji krizine ve bununla gelen durulmaya kadar da sürer. 1974 senesinde dışardan işçi getirme talebi durdurulur. 60′lı yıllarda Roma antlaşması ile atılan Avrupa Mountain Birliğine üye olan Almanya, bugün bu birliğin ad ve niteliğini değiştiren Avrupa Birliği (Europa Union)ne daimi üyesidir. 2002 yılında güçlü ve katı dengeli Alman Markı yerine Euro ve Cent’e geçmiştir. 1 Euro = 1,95853 DM dür. DM tedavülden kaldırılmadığı halde bugün hiç kullanılmamaktadır.
Amerika’dan sonra en çok telif hakkı ve patent bildiren ülkedir. Otomobil ve yan sanayisi ülkenin belkemiğidir. Tahminen dolaylı veya doğrudan 20 milyon kişinin çalıştığı belirtilmektedir. Ülkenin geleneksel otomotiv üreticileri şunlardır: Mercedes-Benz, BMW (Bayerische Motoren Werke), Volkswagen, Audi (NSU), Opel (20.lerden beri General Motors’un), Ford (gene 20′lerden beri), Porsche dir. Bunların yanında düşük sayıda üretim yapan manifaktür türü başka marka otomobil markaları da bulunmaktadır.
Bilişim Endüstrisinin hatırı sayılır yatırımları da bu ülkededir. Telefon, fiberglas kablo ve her türlü komünikasyon alt yapı muazzam geniş alana yayılı ve kullanışlıdır. 120 milyon cep telefon ve buna bağlı bir düzine haberleşme teşebbüslerinin msl. UMTS, DSL ve diğer sistemlerin aralıksız ve düzenli olarak halk arasında kullanılması için kıyasıya rekabettedir. Yüksek teknolojisi (High-Tech) çok gelişmiş ülkenin uzay istasyonu ISS e katılım payı yanında Airbus 380′nin üretiminde büyük katkıları vardır.
Almanya ekonomisi bir tür Sosyal-Pazar-Ekonomisi(Sosiale-Marktwirtschaft) diye tabir edilir. Kapitalist sistemdeki kıyasıya rekabet ve monopol kurulmasına karşın ekonomik yaptırımlarla ve yasal düzenlemelerle engel olmaya çalışılmaktadır. Bu konuda en son sözü her zaman Kartel Dairesi (Kartelamt) söyler. Devlet işci ve işveren arasındaki iş akitlerine (Arbeitsfriendsvetrag) kesinlikle karışmaz. İşci grevlerini ise sendikasal bir hak olarak görür. İşci çıkartmaları (Lokavt) ise yasal değildir. Her iki taraf senede bir branş ve bölgelere göre masaya oturup anlaşmaya çalışırlar. Ülkede çalışma süresi haftada 34 – 40 saat arasındadır. Sosyal haklar çok iyi ve geniş olmasına rağmen küresel rekabet yüzünden kırpılmaya gidilmiştir.
Bugün iki Almanya’nın getirdiği ağır sorumluluklar, küresel ekonomik kriz, enerji darboğazlığı ve değişen küresel dengelere rağmen yıllık enflasyon %1,5 civarıdır. Kişi başına milli hâsılat yılda 35.650€ (2005)dir.
Yeni Bayan Şansölye Merkel’in (Fizikçi, Kuantum kimya üzerine Doktorası var.) hükümetin başına geçmesi ile aldığı katı önlemler, sosyal haklar ve yardımlara büyük kırpma getirdi. Buna karşın ülke tarihinde ilk defa vergi gelirinin artımı ile bütçe milyarlık fazlalık verdi. Ekonomide ve özellikle iş piyasasında hissedilir bir iyimserlik yanında istatistik gelişmeler göze çarpmaktadır. İşsizlik sayısı yıllardır %10,5 üzerinde iken bu sayı %9,5 inmişdir.
Almanya ekonomisi Avrupanın en büyük, A.B.D ve Japonya’dan sonra dünyanın en büyük 3. ekonomisidir. Rakamlarla Almanya’nın ekonomisi (tahmini 2007′de €): 726 milyar ihracat, 134 milyar ticaret fazlalığı, %16 ihracatta artış gözlendi.
Ülkenin başlıca üyelikleri : BM, OECD, AB, NATO, G8, FIFA, UEFA, Europol.
Almanya en fazla silah üreten ve satan 3. ülkedir. Dünya ihracat (Amerikanın önünde) şampiyonudur.
Alman İstatistikler Dairesi’nin (Statistische Bundesamt,Wiesbaden) 2005 raporuna göre nüfus verileri şöyledir :
• Almanya’da yaşayanların sayısı 82 500 800
• Kilometrekareye 231,1 birey düşer
• 1 764 041 Türk vatandaşı ikamet etmekte (2005 sene sonu verisi)
• 0,66 milyon Türk asıllı Alman vatandaşı mevcut
• 3 767 milyon toplam erkek yabancı (2005)
• 3 523 milyon toplam kadın yabancı (2005)
• Genel nüfusa göre yabanci yüzdesi %8,9
• 2005 senesinde 707 352 kişi Almanya’yı ikamet yeri olarak seçmiş
• 2005 senesinde 628 399 kişi Almanya’yı terk etmiş
• 1,4 milyon yabancı Almanya’da doğmuş
• Yabancıların ortalama yaşı 35,6 ve ortalama 17,6 yıldır ikamet etmekte
• 2005 sene sonunda tamamen Alman vatandaşı olmayan kişi sayısı 6,76 milyon
• Almanya’yı yeni ikametgah yeri olarak seçenlerin sayısı 401 000
• Almanya’yı kesin terkeden yabancı sayısı 290 000
• Çeşitli nedenlerle yabancılık statüsünü bırakanların sayısı 73 000
• Avrupa Topluluğundan Almanya’ya yerleşmiş yabancıların sayısı 2,1 milyon (32% *)
• Diğer Avrupa ülkelerinden gelenlerin sayısı 3,2 milyon (%48% *)
• Türkiye vatandaşları % 26 *
• İtalyanlar % 8 *
• genel yabancı nüfusa göre
Almanlarda etnik yapılanma üstüne durulmasa da, geldikleri coğrafyaya ve şiveye göre adlandırılırlar. Bunların başında Bayuvarlar, Franklar, Badenseler, Hanseatlar (Hamburg, Bremerhaven), Frizeler, Hessenliler. Ama esas iki ana unsura bölünürler. Aşağı Almanya, Bavyerada Bavyeralılarla, diğer Almanları tabir eden Prusyalılar. Bunun dışında yurtdışında yaşayan Kazakistan Almanları, Romanyada Siebenbürgen’lerle, Çek Cumh. yaşayan Sorbenleride katabiliriz. Amerika’da da eski almanca konuşmalarına rağmen halen değişik Hıristiyan mezheplerine ait olan gruplar vardır. Herrenhuter, Amish sayılabilir. Yahudilerde bir nevi Almanca Yahudice karışımı yidiş’i konuşurlar.
Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasası’nın 4. maddesi şöyledir: “Din ve vicdan özgürlüğü ile din ve dünyevi inanç özgürlüğüne dokunulamaz”. Almanya’da halkın %34′ü Protestan, %34′ü Katolik, %3,7’si Müslüman, %28,3′ü ise diğerler dinlere mensuptur. Almanya’da 160 kadar değişik dini cemaat vardır. Müslümanların, Yahudilerin ve diğer dini cemaatlerin bayram günleri resmi tatil günlerinden sayılmaz.
İslam Almanya’da resmi din statüsünde değildir. Bu yüzden din hürriyeti ve kanunları altında açılamayan camiiler, ancak dernek sıfatı ile açılabilmektedirler.
2001 WTC olayının hemen arkasından, islami girişimler ve teşebbüsler Anayasayı Koruma Teşkilatı (Verfassungsschutz; MİT’e eş) ve özellikle Federal Kriminal Teşkilatı (Bundeskriminalamt) tarafından daha da sıkı gözetlenmektedirler.
AB dışı vatandaşların yerel belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakları yoktur. Ancak Yabancılar Kurultay’ları (Ausländerbeirat) belediye yönetimlerine danışmancı ve tavsiyeci sıfatları ile katılırlar. Bu konuda Hollanda gibi diğer ülkeler belediye yerel seçimlerine seçme ve seçilme haklarını tanımışlardır.

Sosyal ve Demografik Gelişme

İlk resmi sayımlara göre, Almanya’nın Aralık 2004′teki nüfusu 82,3 milyondur. 2003 yılında doğu Almanya 13,6 milyon kişi iken, batıdaki eyaletler ve Berlin nüfusun geri kalanını oluşturmaktadır. 2003 yılının sonunda Almanya’da 7,3 milyon yabancı (nüfusun %8,9) yaşamakta olup bunlardan yaklaşık 2,5 milyonu Türk vatandaşıdır. Federal İstatistik Ofisinin tahminlerine göre 2013 yılından itibaren nüfus azalmaya başlayacak olup, 2050 yılında 75 milyon rakamına düşecektir.
Bu tahminler göçmenlerin ülkelerine dönüş hızı ile artabilir ya da azalabilir. Avrupa’nın en fazla göçmen alan ülkesi durumunda iken, 1990 yılların başında alınan tedbirler ve başarısız entegrasyon politikası sonucu bu ülkede ciddi sosyal sorunlar ortaya çıktı. 2000 yılında değiştirilen vatandaşlık yasası bunu daha da pekiştirmiştir. Bundan dolayı nüfusta Alman vatandaşı olmayanların sayısı yüksek doğurganlığa rağmen geriye gitmektedir. Wiesbaden’de bulunan Federal İstatistikler Dairesi her sene bu konuda bulgularını bültenle bildirmektedir.
Yaşlı nüfusun (60 yaş ve üstü) 2001 ve 2011 yılları arasında çalışan nüfusa (20-59 yaş) oranı yavaş yavaş yükselmesi beklenmektedir. Bu oranın 2050 yılında %78′e kadar çıkacağı tahmin edilmektedir. “Yaşlı” tanımı 65 yaş ve üstü olarak alınsa bile 2050 yılında bu oranın %55 olması, sosyal güvenlik sistemini ciddi olarak zorlayacağı anlamına gelmektedir.[2] 2005 yılı net göç oranı tahmini 2,18 göçmen / 1.000 kişi’dir. Her 1.000 yaşayan bebeğe karşılık, 4,16 bebek ölümü gerçekleşmektedir. 2005 yılı tahminlerine göre doğurganlık oranı 1,39 bebek / kadın’dır. 2001 yılında 43.000 kişi HIV/AIDS ile yaşamakta olduğu tahmin edilmektedir. AIDS’ten ölümlerin 2003 yılında 1.000′in altında olduğu tahmin edilmektedir. [1]
İki Almanya’nın birleşiminden sonra doğu eyaletlerden batıya göç beklenmiş, ama bu göç beklenenin çok altında kalmıştır. Eski Doğu Almanya, bugün ise yeni eyaletler diye adlandırılan bölgelerin sosyo-ekonomisi zayıf, çökmüş veya atıl durumda olduğu için yüz milyarlarca Euro ya varan bir kalkındırma programı uygulanmaktadır. Bunun kaynağı içinse batıda çalışanlardan dayanışma vergisi kesilmektedir. Bu da halen kafalarda varsayılan duvarı pekiştimekte, doğulu (Ossi) ve batılı (Wessi) şeklinde tabirleşmektedir. İki Almanya’nın barışçı bir ayaklanma sonucunda 1990′da birleşmesinin mimarları o zamanın Şansölyesi Dr. Helmut Kohl, Dışişleri Bakani D. Genscher ve eski Sovyetler genel sekreteri Gorbaçov’dur.
1989′a kadar ekonomik durumdan son derece mutsuz olan Demokratik Alman C. vatandaşları Dresden ve diğer şehirlerinde her gece kilisenin önderliğinde “duvarlar insin (Mauer muss weg), halk biziz” (Wir sind das Volk) sloganları ile sakince protesto ederek yürüdüler. Diğer demir perde ülkelerindeki (Macaristan, Çek vs.) Batı Almanya temsilciliklerine toplu kaçış ve iltica girişimleri zamanın hükümetin değişmesine sebep oldu. Sosyalist Partinin (SED) rejim değişikliğini kabul etmek zorunda kalması sonucu sınırlar açıldı ve tam 40 yıllık hasret 1989′da bir gecede sona erdi. Batı Almanya, Doğu Almanya’da bulunan Varşova Paktının özellikle Rus ordusunun tekrar Rusya’ya geriye çekilmesini kolaylaştırmak ve bir tür geriye bırakılan taşınmaz mallar için 10 milyar Alman Markı’ndan fazla ödeme yaptı. Bugün taşınmaz mallara dahil arazi vb. lerin arındırılması ve çevre sağlığı için temizlenmesine devlet şimdiye kadar 60 milyar DM üzerinde harcamada bulundu.